Sosyal Medyada Anlam

  • Facebook App Icon
  • Twitter App Icon
  • LinkedIn Social Icon

Adres

Bağdat Caddesi Gazi Muhtar Paşa Sokak Nural Apt. A Blok No: 52/3 Feneryolu - Kadıköy / İstanbul

 

Tel: 

GSM: 

Fax: 

Email: 

0216 348 49 19

0537 241 05 22

0216 348 14 73

anlam@anlam.com.tr

Harita

Ergenlikte Aile Tutumları

Ergenlik, her bireyin büyürken kaçınılmaz olarak yaşadığı bir gelişim dönemidir. Dünya sağlık örgütüne göre, 10–19 yaşları arasında yaşanılan bu döneme girme ve onu tamamlama yaşı, genetik faktörlere ve çevresel faktörlere göre kişiden kişiye değişiklik göstermektedir. Yapılan çalışmalar, kız çocukların ergenliğe giriş yaşının erkeklere oranla daha erken olduğu kanıtlamıştır. Ne var ki, günümüzdeki beslenme alışkanlıklarının değişmesi, hormonlu gıdaların yaygınlaşması ve iklim değişiklikleri gibi sebepler ergenliğe girişi kızlarda 7-8 yaşlarına erkeklerde ise 8-9 yaşlarına kadar indirmiştir. Erken gelen değişim çoğu zaman çocuklar için ağır bir yük olmaktadır. Çünkü ergenlik döneminde bireyler, biyolojik gelişimin yanı sıra psikolojik, zihinsel ve sosyal açıdan gelişir, olgunlaşırlar. Çocukluktan yetişkinliğe adım atıldığı, kişinin artık kendini ve çevresini farklı bir pencereden gördüğü bu karmaşık devre, çocuğun önceki gelişim basamaklarını sağlıklı bir şekilde tamamlaması ile mümkün olabilir. Vaktinden önce bu değişimlerle baş etmek zorunda kaldıklarında farklı alanlarda sıkıntılar yaşamaları kaçınılmaz olacaktır. Öncelikle, henüz oyun çağında olan çocuk içten gelen değişimleri ve bedenindeki farklıkları anlamlandırmakta oldukça zorlanacaktır. Bunların yanı sıra, yaşıtlarından çok önce içine girdiği dönem sebebiyle arkadaşlarıyla kopukluklar yaşayacak ve yalnızlık hissedecektir. Boyunun birdenbire çok hızlı uzaması (sonrasında birdenbire durması ve boyunun kısa kalması), göğüslerinin aniden büyümesi, sesinin çatallaşması yaşıtlarından farklı hatta “anormal” hissetmesine yol açacaktır. Bu konuda engel oluşturacak en önemli unsur, önlemler alacak ve ona rehberlik edecek ebeveynlere sahip olmaktır. Öncelikle bir doktordan yardım alınıp neler yapılması gerektiği beraberce öğrenilmeli ve çocuğa destek olunduğu hissettirilmelidir. Daha sonrasında, ister erken ister geç girilen bir ergenlik dönemi içinde olsun, anne ve babaların ergenlik dönemini uzun zaman önce geride bıraktıklarını hatırlayarak “bu jenerasyondaki ergenlik” hakkında daha fazla donanımlı olmaya çalışmalarıdır. Böylelikle, çocuklarına karşı yaşadıkları zaman ve toplulukta nasıl davranacakları konusunda tereddütler yaşamalarını engellenmektedir.

 

Bunun sayede ergenlik dönemindeki bireyler, anne-babalarından çok farklı dünyalara sahip olduklarını düşünerek ve anlaşılmadıklarını hissederek en ufak konular için bile sık sık tartışıp duygusal bir uzaklaşma yaşamamaktadırlar. Çünkü, gece ve gündüz dışarı çıkma, arkadaşta yatıya kalma, odanın dağınık kalması gibi birçok ufak sorun büyüyerek aile içinde şiddetli kavgalara sebep olabilmektedir.

 

Öncelikli olarak, anne ve babalara düşen görev; ergenlik döneminin genel özelliklerinin iyi bir şekilde öğrenilmesidir. Bu dönemde oluşan, gözle görülebilen bedensel değişikliklerin yanı sıra düşünce sistemlerinde ve duygu dünyalarında yaşanılan değişiklikleri bilmektir. Artık çok iyi tanıdıkları; uyumlu ve sakin çocuk gitmiş, yerine çabuk sinirlenen, değişik duyguları çok kısa süre içinde yaşayan, bağırıp çağıran biri gelmiştir. Nasıl bir birey olduğunu sorgulayan ve kendi hakkında farkındalık kazanan bireyin aileden uzaklaşabileceği, arkadaşlarının sık sık aileden önce gelebileceği, kendini bir grubun parçası olarak görmenin önemi gibi ergenlik döneminin tipik özelliklerinin anne ve baba tarafından bilinmesi faydalı olacaktır. Arkadaşları arasında benimsenen bir tarzda giyinmenin, saç modeli yaptırmanın, popüler olan sözcükleri kullanmanın altında yatan sebebin, yaşıtları arasında sevilen, takdir gören, grup içinde yer alabilen bir birey olma çabası olduğunu bilmek, anne ve babanın kafasındaki birçok soruya çözüm olacaktır. Bunu göz ardı ederek, çok hassas oldukları dış görünüşleri hakkında yapılan eleştiriler, anne-baba-çocuk ilişkisini gereksiz tartışmalara sürükleyecektir. Gene bu dönemde ergenler, kendi doğrularının tartışılmaz ve şüphe edilmez olduğunu düşündükleri için onları başka bir fikir veya durum için ikna etmeye çalışmak birçok defa sonuçsuz kalabilir.

 

Bu devreye özgü durumları bilmek, ailenin bunlarla karşılaştıklarında soğukkanlı olmalarını sağlayacağı gibi, bazı davranışların bu dönemin getirileri olduğunu kabul etmek başka bir pencereden bakmalarını sağlayacaktır. Ergenlik dönemi geçirilirken, çocukların yetişmesine en büyük katkıyı sağlayacak kişilerin kendileri olduğunun bilincinde olmaları gereken anne ve babalara düşen diğer önemli görevler sıralanacak olursa; en başta aradaki ilişkinin sağlam ve tutarlı olması için iletişim biçiminin doğru kurallara dayalı olması gelebilir. Bununla birlikte, alışkanlıklarını bir yana bırakan, yeni konuşma ve dinleme biçimini özümseyen ailelerde ilişki başka bir noktaya ulaşır. Kendini kaliteli bir iletişim konusunda gerçekten açık tutan, karşı tarafı anlamak için olaylara onun penceresinden de bakabilen ve bunları yaparken ciddi bir kararlılık gösteren anne ve babalar için bu dönemde karşılaşılan sıkıntıları atlatmak çok daha kolay olacaktır.  

 

Konuşmadan önce düşünmek, söz kesmeden dinlemeyi öğretebilmek için bu konuda hassas davranmak, yargılayıcı bir ses tonundan kaçınmak, sakince konuşmaya çalışmak, ilginç bir sohbet konusu bulmak ve bunu devam ettirmeye çalışmak, onunla konuşurken kendisiyle nasıl konuşulması isteniyorsa o şekilde konuşmak doğru ve etkili bir iletişim için yapılabilecek basit kurallar olarak görülse de etkisi çok fazla olacaktır.

 

Anne ve babanın yaklaşımları, onların ileride nasıl bir birey olacağını da etkilemektedir. Çocuklarını kontrol ve aşırı koruma altına almaları sonucunda, onların başkalarına bağımlı, kendine güveni olmayan bir kişilik oluşmasına sebep olabilirler. Bunun tam karşıtı olan, hiçbir hareketi sınırlandırılmayan, her olumlu davranışı abartılan, yani aşırı hoşgörü ortamında büyüyen kişiler ise bencil yetişebilir. Bunun sonucunda, daima başkalarının dikkatini çekmek isteyen ve karşı taraftan hizmet bekleyen bir tutum içine de girebilirler. Baskıcı bir tutumla yaklaşan anne babaların çocuklarında da başkalarının ne düşündüğüne fazlaca önem veren, pasif, girdiği ortamlarda hep geri planda kalan bir kişilik yapısı görülebilir. Bütün bu istenmeyen durumları önlemek amacıyla çocuğa başarabileceği görevler veren, yenileri için onu cesaretlendiren ve ona yeni karşılaşacağı durumlarda oluşabilecek problemleri çözebilmesine yarayacak beceriler kazandıran ailelerin çocukları gerçek hayatla karşılaştıklarında başarıyı yakalayabilmektedirler.

 

Tüm anne ve babaların unutmaması gereken en önemli nokta, çocukların tüm gelişim süreci boyunca kendi hayatlarını şekillendirirken genetik özelliklerinin yanı sıra çevreden gördüklerini öğrenip uygulayacaklarıdır. Bu sebeple, çocuklar en yakın çevrelerinde bulunan anne-babalarını iyi veya kötü özelliklerini model almalarıyla olaylar karşısında kendi davranışlarını oluştururlar. Anne-babanın başlattığı güçlü iletişim tarzı, kısa zamanda çocuk tarafından fark edilecek ve o da elinden geldiğince uygulamaya başlayacaktır. Sadece ergenlik dönemi için değil, tüm dönemlerde, iletişimin doğru ve kaliteli olması anne-baba-çocuk ilişkisinin de aynı derecede güçlü ve sağlam olmasını sağlar. Ergenliğin üzerinde durulma sebebi, bu dönemdeki çocukların aileden uzaklaşmadan, ileride hayatlarını etkileyebilecek kararları alırken kendilerini yalnız hissetmemeleri, doğru seçimler yapmaları için ihtiyaçları olan en büyük desteği anne ve babasından görmeleri gerekliliğindendir.

                                                                                         

Uzman Klinik Psikolog Merve Soysal Başa

 

 

Please reload