Psikoloji Bilgi Bankası
Denemeler
Kitaplar
Röportaj
  Üye Girişi
 
 
 
 
 Psikolojik Şiirler

5.

Mantıkla yoğururuz duyguları,

Erişte misali açarız,

Mutlulukları,

Mutsuzlukları.


 Reklam Alanı
Renfarma Sağlık Hizmetleri
Sağlık Hizmetlerinde Öncü
http://www.renfarma.com
Saygın Patent
Marka ve Patent Tescili
http://www.sayginpatent.com

 

RÖPORTAJ PROF. DR. KADİR ÖZER İLE
ANLAM Düşünce-Davranış Eğitim ve Değişim Merkezi” adı nereden geliyor?

Prof. Dr. Kadir Özer:  Bu tanımlama, ANLAM Ltd.’nin kurucusu olarak yıllar boyu geliştirmiş ve olgunlaştırmış olduğum “Gerçekçi Yaklaşım” modelinin kavramsal altyapısından kaynaklanmaktadır. Bu modelin kendine özgün, ancak psikoloji biliminin birikimlerine de dayanan bir davranış ve duygu betimleme anlayışı vardır. Bu anlayış, bireyin ürettiği duygu ve davranışların nedenlerinin zannedildiği gibi dışarda, yani dış çevrede değil, bireyin dış dünyaya düşünceleriyle verdiği anlamlarda olduğunu vurgular. Bu çerçevede değişim, önce bireyin kendi bahçesindeki anlamların değişimdedir. Şirketimizin adının bu temel anlayışı yansıtması açısından önemi vardır. ANLAM Ltd. ‘in herbir eğitimi “Gerçekçi Yaklaşım” modeli üzerine oturtulmuştur. Dolayısıyla eğitimlerin paydasında aynıdır.

ANLAM Ltd.’nin doğuşundan bahseder misiniz? Ne zaman eğitim vermeye başladınız?

Özer:  Benim uzmanlık alanım klinik psikolojidir. Dolayısıyla ilk çalışmalarım 1980’li yılların başından itibaren ağırlıklı olarak bireysel ve grup psikoterapi olmuştur. 1984 yılında yurda döndükten sonra da çalışmalarım bu doğrultuda gelişmiştir. İş dünyasıyla ilk tanışmalarım yurda dönmemle birlikte başladı aslında. O zamanlar zaman zaman kalitatif tüketici grupları yapardım. Aslında aralıklı olmasına rağmen tüketici psikolojisi ile ilgili olarak 50’nin üzerinde proje tamamlamış olduğumu görüyorum. Eğitim olarak iş dünyasına ilk kez 1991 yılında giriş yaptığımı anımsıyorum. O zaman bir holding yöneticilerine 5 gün süren “Yönetim Becerileri” eğitimi vermiştim. Bu eğitimi oturttuğum temel kavramsal yapı, aslında bireysel ve grup çalışmalarımıda zaten benimsemiş ve uygulamış olduğum “gerçekçi yaklaşımdı”. Bu çalışma galiba olumlu görüldü ki, ondan sonra 3 gruba daha bu eğitimler verildi. 1997 yılına kadar ağırlıklı olarak bireysel çalışmalar yapmış olsam da, zaman zaman istek geldiği takdirde şirketlere de eğitim çalışmaları yapıyordum. 1997 yılının sonlarına doğru şirketlere verdiğim eğitimlere talep artmaya başlayınca ve bireysel olarak zaten kişilerle paylaştığım gerçekçi yaklaşım anlayışını daha çok insanla paylaşma isteği kendi içimde güçlenince, şirketleşip çalışmalarımmın önemli bir bölümünü şirket eğitimlerine verme kararı aldım. Bireysel psikoterapinin de yapıldığı merkezimizde şu anda 5 psikolog olarak çalışmaktayız.

Eğitimleri nasıl şekillendiriyorsunuz? (Eğitimlerinizin içeriklerine bakıldığında kişisel gelişime önem verdiğiniz görülüyor)

Özer:  Evet, eğitimlerimizin temel amacı bireysel gelişime yöneliktir. Çünkü biz grup olsun, şirket olsun, gelişimin bireyin kendi bahçesinde gerçekleştireceği gelişimlerden başlayabileceğine inanıyoruz. Eğitimlerimizde özenle vurguladığımız bir başka konu da şudur: Eğitim süreci sadece anlamayi ve içgörüyü amaçlarsa, değişim olamayacakltır. Bireyin içgörü geliştirme ile davranış değişikliğine gitmesi aynı şey değildir. Dolayısıyla eğitimlerimizde temel amaç içgörünün yanısıra, bireylere anladıklarını yaşama geçirebilecekleri temel ilkeleri de ısrarla vurgulamaktır. Eğitimlerimiz yaşantısal öğrenmeye dayalıdır. Yani, bilgilerden değil, bilgilerin işlendiği yaşantılardan daha kalıcı öğrenmeler yapabileceği tezi temel teşkil eder. Bu açıdan eğitim süreci uygulama, demonstrasyon, alıştırma gibi araçlarla donatılmıştır.

KEÇ nasıl başladı?

Özer:  Kişisel Eğilimler Çizelgesi (KEÇ)’in doğuşu 1993 yıllarında planlanmaya başladı. O sıralar toplam kalite anlayışının iş dünyasında yüksek sesle telafuz edildiği yıllardı. Bu kavram gereği doğrultusunda şirketler eleman alımlarında daha duyarlı ve bilimsel olmanın bilincine varmaya başlamışlardı. Elemanın hem kişilik hem de yetenek donanımının, söz konusu bir iş pozisyonuna ne ölçüde uygun olduğu, önemsenen bir konu haline gelmeye başlamıştı. Kişilik ve yetenek ölçümleri psikoloji bilim dalının uzmanlık alanına giren konulardır. Özellikle kişilik ölçümleri, ülkenin kültürel ve sosyal alt yapısına uygunluk gerektiren çalışmalardır. Yani, herhangi bir kişilik özelliğinin, ne kadar az veya çok olduğunu anlayabilmek için, söz konusu kültür içinden oluşturulmuş örneklemlerden ölçütler oluşturulması hayati önem taşır. Ayrıca herhangi bir kişilik ölçeğinin yine güvenirlik ve geçerlilik gibi istatistiksel testlerden geçmesi de kullanıma sunulmadan önce muhakkak yapılması gereken çalışmalardır. Kişilik ölçümleriyle ilgili bütün bu standartlara rağmen, o günler ve ne yazık ki bugün de, özellikle başka ülkelerden getirilip sadece tercüme edilerek şirketlere sunulan ölçekler vardır. Uzmanlığımın önemli bir bölümünü kişilik ölçümlerinin gelişimine ayırmış bir psikolog olarak bu durumda bize özgün, “yerli” bir ölçek geliştirmeyi bir sorumluluk olarak gördüm ve KEÇ bu karar ile birlikte doğmuş oldu. Soruları tümüyle tarafımdan hazırlanan KEÇ, tümüyle Türk örneklemlerine dayandırılarak geliştirilmiş özgün bir kişilik ölçüm aracıdır.

KEÇ’in özellikleri konusunda bilgi verir misiniz?

Özer:  KEÇ kişilik alt yapısını 12 temel ve 4 ek olmak üzere, 16 boyutta ölçen bir ölçektir. Kişilik ölçümlerinde genelde iki tür ölçekleme sistemi kullanılır. Bunlardan birisinde, belirli bir kişilik özelliğinin “derecelenmesi” istenir. Burada amaç söz konusu özelliğin kişide ne ölçüde olup olmadığını anlamaktır. Diğer ölçüm yöntemi “zorunlu tercih” yaptırmaktır. İki kişilik özelliği arasından kişiye birisi seçtirilir. Her iki yöntemin kuşkusuz avantajları vardır. Ancak dezavantajları da vardır. Örneğin “dereceleme” yönteminde kişiler genelde özellikleri aynı düzeylerde tanımlama eğilimine girdiklerinde, özellikler arasında ayrışım, yani, baskınlık değerlendirmesi yapmak zorlaşır. “Zorunlu tercih” yönteminde kişi A ve B özelliklerinden birini seçtiğinde, diğeri istatistiksel olarak yok olarak varsayılır. Böyle bir durumun gerçek yaşamda olması pek mümkün değildir. Örneğin birine “dürüst” mü, “yalancı” mısın diye sorduğunuzda ve o “dürüst” seçeneğini seçtiğinde, hiç yalan söylemediği varsayılır. İstatistiksel olarak yapılan bu varsayım, gerçekte olabilir bir şey değildir. Yani, istisnasız herkes yaşamında yalan söylemiştir. KEÇ’in oluşumunda her iki yöntemin aslında yararlı olduğu, ancak ikisinden birinde ille de karar verilmesi gerekmediği kararına varıldı. Her iki yöntemin de bir şekilde evlendirilebileceği üzerinde çalışıldı ve son derece özgün bir ölçüm yönetimi geliştirildi: “Tahteravalli Yöntemi”. Bu ölçüm yöntemi, her hangi bir kişilik özelliğinin hem derecelenmesine, hem de bir başka özelliğe oranla ne ölçüde baskın olup olmadığını anlamayı hedefler. KEÇ’in en önemli özgünlüklerinden birisi işte bu tahteravalli yöntemidir.

KEÇ’in bir başka özgünlüğü kavramsal altyapısı ile ilgilidir. Burada “ideal bir eleman yoktur, şirkete veya belirli bir pozisyona özgün eleman vardır” anlayışı yatar. Onun içindir ki, bu anlayış, “müşteriye biçimlendirilmiş eleman seçim sistemi” olarak tanımlanmıştır. Bize göre, eleman seçim sürecinin en hayati aşaması, söz konusu bir pozisyon için alınacak elemanın kişilik özelliklerinin tanımlanmasıdır. Bu tanımlamayı yapacak kaynak da müşterinin ta kendisidir. Müşterinin istediği elemanı tanımlamasına yardımcı olacak kaynaklar hali hazırda bünyesinde çalıştırdığı ve performansından memnun kaldığı elemanlarıdır. Bu “anahtar kişiler aracılığı” ile ve KEÇ kullanılarak oluşturulacak “şablon”, adayların kişilik özelliklerinin sınanıp kıyaslanabileceği en sağlıklı ölçüttür. Bu ölçüt oluşturulduktan sonra yapılacak iş daha basittir. Gelen herbir adaya KEÇ uygulanır ve KEÇ profilinin tanımlanmış “şablon profile” ne ölçüde benzediği bir Benzeşim Katsayısı ile belirlenir ve hizmet alan müşteriye adayların benzeşim katsayıları sunulur. Müşteri de isterse, benzeşimleri yüksek olan adayları mülakata tabi tutar. Böylelikle, mülakat sürecine kişilik özellikleri söz konusu pozisyona uygun düşmeyenler dahil edilmeyerek hem zaman kaynağı daha uygun kullanılmış olur, hem de mülakatın verimliliği daha da artabilir.

KEÇ’I sadece firmalara mı uyguluyorsunuz? Ayrıca, bireysel olarak bu testi almak mümkün mü?

Özer:  Evet ağırlıklı olarak firmalara uyguluyoruz. Ayrıca, merkezimize bireysel danışma için gelen kişilerle yapılacak çalışmalara yön vermesi için de kullandığımız oluyor. Kendini tanımak isteyen herkesin alabileceği bir ölçektir.

Siz kendinizi nasıl geliştiriyorsunuz?

Özer:  Benim kendimi geliştirmek için edindiğim temel inancım şudur: “Kendini ‘biliyorum’ yanılgısına kaptırma ve başkalarının senden farklılıkları bir sorun değil, öğrenilecek avantajlardır.”

* Bu Röportaj www.vizyoner.com web sitesinden alınmıştır.

 Duyurular
  • Prof. Dr. A. Kadir Özer'in son kitabı çıktı!
  • İngilizce Psikolojik Danışmanlık
  •  Anket
    Ben, düşüncelerin duygulardan önce geldiğine inanırım
    Kesinlikle Katılıyorum 
    Katılıyorum 
    Bilmiyorum 
    Katılmıyorum 
    Kesinlikle Katılmıyorum 
     E-Mail Listesi

    e-Mail Adresiniz :
     İstatistik
    Toplam  140897
    Sitemize 3. girişiniz.